Wednesday, July 28, 2010

BU DA BENİM FİKRİM HASTALIĞI_Z.LİVANELİ

SANAT UZUN, HAYAT KISA_Z.LİVANELİ
SAYFA 313
...
İnsanlar niye akıl sahiplerini dinlemez, niye herkez kendi küçük aklını beğenir, niçin aklın da vücut gibi geliştirilecek bir şey olduğunu bilmez, bir türlü anlayamam.
Birisine deseniz ki İdil Biret gibi piyano çal!
Hemen çalamam cevabını verir.
Niçin dersiniz.
Ama o işe ömrünü vermiş, çalışmış der.
...
Ne var ki aynı mantığı, düşünce alanına uygulayamaz. Ömrünü kitaba, düşünmeye, bilime adamış olanların beyninin daha gelişmiş olabileceğini kabul etmez. Çünkü beynin kasları görünmez. Bu yüzden de kendisini düşünürlerle, filozoflarla bir tutar.
Bunun sonucu olarak da herşeyi kendi küçük aklıyla çözmeye çalışır. O Onun fikri bu da benim fikrim der. Herkesin fikri kendine klişesini tekrarlar.

SUÇ VE CEZA_Z.LİVANELİ

SANAT UZUN, HAYAT KISA_Z.LİVANELİ
SAYFA 296
Türkler, suçluluk duymaz ama utanır.
Bu kültürde rezil olmak, küçük düşmek korkusu, işlenen bir suçun yaratacağı vicdan azabından kat kat güçlüdür.

YAŞ ALMAK_Z.LİVANELİ

SANAT UZUN, HAYAT KISA_Z.LİVANELİ
SAYFA 34
...
Bazıları belli bir olgunluğa erişince kendilerini beğendirmeye çalışmaktan vazgeçer ve dünyayı daha rahat bir gözle seyretmeye başlar. Bu aşamada kişinin nasıl göründüğü sorusu önemini kaybeder bunun yerine kendisinin dünyayı nasıl öne çıkar.
Değer ölçülmeye çalışan kişiden değer ölçmeye geçiş aşamasıdır bu. O kişi artık yarışta değil, juridedir.
Altın değil sarraftır.
Aktör değil yönetmendir.
Karatı ölçülen taş değil kuyumcudur.
...