İnsanlar, seçimlerinden dolayı özgür olduklarını düşünürler. Burada sözü edilen metafizik anlamda özgürlük, yani davranışlarımızın sorumluluğunun bizde olmasıdır. Kısmen seçimlerimizde özgür olduğumuz doğrudur ancak insan sezgisel olarak gerçekte olduğundan daha fazla belirleyici olduğunu düşünür. Oysa genlerimiz, hormonlarımız, çevresel koşullar, eğitim tarzımız, bizim neyi seçeceğimizi genel olarak belirlemektedir. Bizim tercihimiz sadece seçilmiş olanı onaylamak ve, seçmiş gibi yapmaktır. Bunun en açık kanıtı insanların dinsel inançlarıdır. İnandığının kişisel bir tercih olduğunu neredeyse istisnasız her inanan ısrarla savunur oysa, aile ve toplum çok belirleyicidir. Müslüman bir ailede yetişen birinin hıristiyan olması neredeyse imkansızdır. Benzer şekilde tuttuğumuz takımdan, en sevdiğimiz yemeğe kadar tümünün bir nedenselliği olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Burada özgürlüğün ne olduğunu sorgulamak da önemlidir. Bu faktörlerin dışında zaten çok fazla etmen de kalmamaktadır, dolayısıyla özgürlük diye hayali bir durum yoktur. Buna inanma isteği insanlarda sezgisel olarak mevcuttur ve ruh sağlığı açısından insani olan budur, ancak gerçekte kuralları belli bir oyunu oynamaktadır. Bunun dışına çıkabildiğimiz durumlar çok kısıtlıdır. İşte bu ancak iradesel özgürlük olabilir. İnsanlar kararsızlık ve belirsizlik durumunda genelde böyle kararlar alabilirler, özgürlük dediğimiz bu farklılık yaratan kararlardır. Herşeyin ugun ve düzenli gittiği bir durumda böyle kararlar almak beklenemez, gereksizdir. Dolayısıyla, uyumlu insan aslında özgür değildir, daha doğru bir ifadeyle özgürlüğünü kullanmamaktadır. Çünkü teorik olarak vardır, ve özgürlüğünün var olduğu düşüncesi yeterlidir, ispat etmek gerekmedikçe bu hak kullanılmadan kalacaktır.
Dolayısıyla, özgürlük insanın birincil amacı değildir, ona biçtiği değer çok yüksek olsa da.
Burda Fromm'un özgürlük konusundaki görüşleri aklıma geldi. Toplum yaşamının özgürlüklerimizi elimizden aldığını söyler. Özgürlük, insanın istediğini yapmasıysa, kimse çalışmaz, markete gidip herşeyi midesine indirir, cinsel isteği her kabardığında bunu yapardı. Ancak toplum ve beraber verilmiş ortak kurallar gereğince, herkes bu kısıtlamalara uyar, özgür olduğunu iddia eder, iddia etmekle kaldığı sürece de bunun hiç sakıncası yoktur. Ancak, başkasının özgürlük alanına girmek, toplumca yasaklanmıştır ki kişi özgürlüğü, başkalarının özgürlüğüyle sürekli bitişiktir. Bu yasaklanınca zaten özgürlüğün ortaya çıkma alanı kalmaz.
Sunday, November 9, 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment