SAHİP OLMAK YADA OLMAK_E.FROMM
SAYFA 103
Eğer kendim ile ilgili olan bilgilerin ve tasarımların, büyük bir oranda yapay ve toplumsal değer yargıları tarafından belirlenmiş olduğunu ve ben dahil insanların çoğunun, farkında olmadan yalan söyleyip, durduklarını bilmiyorsam, acaba kendim hakkında ne biliyorum?
Eğer kendini savunmanın savaş, görevin teslimiyet, erdemin itaat ve günahın da itaatsizlik anlamına geldiğini bilmiyorsam, neyi bildiğimi iddia edebilirim?
Eğer anne ve babaların çocuklarını sevmelerinin doğal bie şey olduğu tezinin, bir mitos olduğunu; şöhretin çoğu kez insanların gerçek değerlerine ve kalitelerine bağlı olmayıp da, o anki toplumsal ihtiyaçlara göre belirlendiğini, insanlık tarihinin hep zaferleri kazananların kaleminden okuduğumuzu ve bu nedenle de çarpıtılmış olduğunu; sürekli vurgulanan bir alçakgönüllülüğün, aslında kişinin kendine olan güvensizliğinden kaynaklandığını; sevginin, aşırı özlem ve ihtirasın karşıtı olduğunu bilmiyorsam, neyi biliyorum acaba?
Eğer insanların kendi kötü niyet ve eylemlerini aklileştirerek, onları parlak ve ahlaka uygun kılıflara büründürdüklerini, toplumsal gücü ele geçirmek istemenin,çoğu kez gerçeği, adaleti ve sevgiyi ayaklar altına almak ile aynı anlama geldiğini; günümüz endüstri toplumlarının temelinin açgözlülük, sahip olma ihtirası ve tüketim olduğunu ve söylendiği gibi hayata saygı ve sevgi temeline dayanmadığını farkedemiyor ve içinde yaşadığım toplumun bilinçdışı yönlerini analiz edemiyorsam, kendimi bilmem mümkün değildir. Çünkü böyle bir durumda, hangi anda kendim olduğumun ve hangi anda da kendim olmadığımın bilincine varma imkanım yok demektir.
Sunday, November 9, 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment